free web stats

Prof. Dr. Mikdat Kadıoglu Röportajımız

Prof. Dr. Mikdat Kadıoglu Röportajımız

Hava Forum olarak Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ile röportaj gerçekleştirdik. Hava Forum’da yer alan gönüllü meteorolog arkadaşlarımızın hazırladığı soruları meteoroloji alanında ünlü isim Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na yönelttik.  Bize olumsuz yanıt vermeyip, röportaj teklifimizi kabul edip, sorularımızı cevaplayan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na teşekkür ederiz.

Röportaja ulaşmak için konunun devamını okuyunuz.

1-) Meteorolog olmayı tercih etmenizdeki sebep nedir ?

1976’da Zincirlikuyu Mezarlığının bitişiğindeki İstanbul Yapı Meslek Lisesi Yapı Ressamlık Bölümüne yatılı öğrenci olarak girmiştim. İkinci sınıfta İnşaat Teknik Lise bölümüne gectim. Üçüncü sınıfta İTÜ Sakarya Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü kazandım ama Yapı Meslek Lisesi mezunu olarak gidip oraya kaytımı yaptırmadım. 1980 yılında anarşinin tavan yaptığı bir zamanda ÖSYM’de yaptığım 18 tercihin baş tarafında yine inşaat ve mimarlıklar vardı. Fakat anarşi nedeniyle okul ve eğitim felç olmuştu. Sonuç olarak öylesine yazdığım 13. tercihim olan İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümünü kazandım. Ne yaparsam yapayım hakkını vererek, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığım için meteoroloji bölümünü garipsemedim, zamanla da çok sevdim. Böylece okumuş bir laz mütahit olacakken meteoroloji mühendisi olup çıktım. Bu planlı programlı bir tercih değildi. Benzer şekilde akademisyen olacağımı da hiç hayal etmemiştim. Nasip kısmet işte…

2-) Ülkemizde meteoroloji alanına yer veren televizyon kanal sayısı az; bu sebeple çoğu kişinin merak ettiği bir soru olan,  meteoroloji mühendisi olarak televizyon sektörüne nasıl girdiniz ?

Image4

MEB bursuyla gittiğim ABD’den 1991 yılında master ve doktoramı tamamlayıp Türkiyeye dönünce Türkiyenin Meteorolojideki geriliğini daha net görebiliyordum. Ayrıca 1991 kışında Güneydoğuda çok sayıda kar çığları oluyordu. O günlerde TRT’de ana haberde zamanın hava tahmin dairesi başkanı çığlar için “ne yapalım tahmin edilmeleri mümkün değil” dediğini duyunca gazetelere yazı fakslamaya başladım. “Çığ nedir, gelişmiş ülkelerden nasıl tahmin ediliyor” diye ilk yazım Cumhuriyet Bilim-Teknik’de çıkmıştı. Benzer güncel konularda yazı yazıp gazetelere faksladıkca basından görüş almak için müracaatlar arttı. Belli bir süre sonra TV yöneticilere artık kanallarına gelip demeç vermeyeceğimi, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hava durumlarını mankenler yerine meteoroloji mühendislerinin vermesi gerektiği söylemeye başladım. Sonra “hem havalı hem de bilgili olsun” mantığında buluşarak ilk olarak Star’da bayan bir öğrencimizi işe başlattık. Daha sonraları “TV’de Hava Durumu” diye bir bilgi dosyası hazırlayıp tüm TV yönetcilerine gönderdim. NTV’den gelen çağrıyla NTV’de meteoroloji birimi kurdum. Önce herhangi bir spikerin banta okduğu hava durumu bültenleri hazırlanıyordu. Daha sonra Bünyamin Sürmeli’nin CNN’de sohbet havasında hava durumu sunmasıyla bana NTV’de ekrana çıkmam teklif edildi. Bunun üzerine Gökhan Abur abimizi kanala tavsiye ettim. Bu arada TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Resmi Gazetede yayınladığı serbest müşavirlik yönetmeliğine göre meteoroloji mühendisi olmayanlar basında sadece meteorolojiden aldıkları bilgileri olduğu yayımlayabilir, herhangi bir yorum yapamaz kararı RTÜK ile yasal takibe alındı.

Artık yolda ve stüdyoda gecen süreler, soruların yüzeysel ve sansansyona yönelik olması nedeniyle sık sık TV’lere çıkmaktan vaz gectim. Bunun yerine Açık Radyo’da, Cumhuriyet, Milliyet ve Hürriyet Gazetelerinde, 24 TV, NTV ve A Haberde Havadan-Sudan yazılar, yorumlar yapmaya başladım….

3-) Öğrencilik yıllarında, Üniversite yaşamınızda meteoroloji bölümünü bitirmekte zorlandınız mı? Bu alana yönelmek isteyen adaylar derslerin zorluğu konusunda özellikle bilgi almak istiyor.

Image11111

Üniversiteye İnşaat Teknik Lisesinden gelmemden dolayı, İTÜ’nün ilk 2 yılında matematik, fizik ve kimaya derslerinde çok zorlandım. Hatta bu derslerden dolayı okuldan atılma tehlikesi de gecirdim. En iyi derslerim teknik resim ve tasarı geometriydi. İTÜ’de aldığım ileri matematik, vb dersler daha sonra ABD’de master ve doktora yaparken çok işime yaradı doğrusu. Bu alana profesyonel anlamda yönelmek isteyenlerin mutlaka ama mutlaka matematik, termodinamik, fizik, dinamik, vb. sayısal  yönleri kuvvetli olmalı. Bilimin edebiyatı yapmak, vb gibi sadece bazı bilgileri ezberlemek ile meteoroloji mühendisliği yapılamaz. Sadece günümüzde “meteorolojik kanser” denilen başkaların ürünlerine tümüyle bağımlı kalır, size ne verilirse onu yorumlamaya çalışır ya da “ya tutarsa” deyip modelin dediğini aynen aktarırsınız. Amatör olarak meteorolojiyle ilgilenmek isteyenler için bence sadece meraklı olmak yeterli. Türkiye’de meteorolojik ve iklim okur yazarlığı çok düşük. Bu nedenle amatör meteorologların sayısı ve niteliği artmalı… Normal bir lisede sayısal eğitimi alan herkes zor denilen dersleri eninde sonunda başarıyor. Özellikle lise birincisi kontejanından gelenlerin çok zorlandığını görüyorum.

4-) Halk genel olarak Meteoroloji alanında iş imkanlarının dar olduğunu düşünüyor. Özellikle sitemizde bu alana yönelmek isteyen genç meteorolog adayları aile tepkisinden çekinmektedir. Sizin bu konuda görüşünüz nedir, iş imkanları söylenildiği gibi kısıtlı mı ?

mikdat kadioglu

Meteoroloji gelişmiş ülkelere mahsus bir bilim dalıdır. Türkiye de geliştikce iş alanları her geçen gün artıyor.  Örneğin, geçen ay MGM’nin açtığı 10 kadrodan yarısı boş kaldı. Türkiyenin her yerinde çalışırım diyen için işsizlik söz konusu değil. Ama evimin yanında çalışacağım diyenler için yapacak birşey yok. Ailelerin tepkisi çevre baskısından ve bilgisizlikten kaynaklanıyor. Meteoroloji genel müdürlüğü yanı sıra hava yolları, devlet su işleri, AFAD, bir çok bakanlık, hidroloji, güneş ve rüzgar gibi temiz enerji firmaları, yeni meteoroloji bölümü açan üniversiteler, bölüm olarak ABET akreditasyonlu olduğumuz için ABD’li firmalar, vb bir çok yerde meteoroloji mühendisleri iş bulabiliyor. Kiri pası olmayan, çok temiz bir iş ama moda değil…

Meteoroloji afetler kapsamında meteorolojinin ilgili olduğu bazı sektörleri görmek için şu rapora bakmanızı tavsiye ederim:
https://www.academia.edu/5182715/TURKIYEDE_IKLIM_DEGISIKLIGI_RISK_YONETIMI

5-) Ülkemiz bu yıl oldukça kurak bir süreç geçirdi. İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı %17ye kadar düştü. Sonbahar döneminde kuraklık sürecek mi ? Yoksa yağışlı bir süreç mi bekliyorsunuz ?

Bu ve aşağıdaki sorular gerçekte bir kaç milyar dolar değerinde sorulardır.  “Bana göre …” cümle kurup bunları cevaplamam mümkün ama doğru değil. Bu tür sorular doğal gaz firmları ve büyük çiftciler tarafından da bazen bana soruluyor. Onları ABD’de doktorasını yapmış ve orada özel bir meteoroloji firmasında çalışan bir öğrencime yönlendiriyorum. Eski öğrencim 20 civarındaki modelin ensembel tahminlerinin ortak trendlerine bakarak yağış ve sıcaklıkların mevsim normallerine göre gelecekteki durumu doğru bir şekilde söyleyebiliyor. Internette bulunan tek kaynaklı/model sonuçlu mevsimsel tahminlere bakarak bir yorum yapmak ve ona “benim tahminim demem” mümkün ama ensemble tahmini kadar güvenilir değilller ve benim için etik bir davranış olmaz. Internetteki bilgileri sadece “şuna göre şöyle olması bekleniyor” diye bazen aktarıyorum. Ama kaynak vermeme rağmen bu tahmini de şahsıma mal edip hesap soran çok oluyor… Meteoroloji kansere, sansasyonel haber ve dikkat çekme hastalığına yakalanmamaya çalışıyorum, yoksa bilimsel anlamda öleceğimi biliyorum.

6-) Ülkemiz geçen kış mevsimini ılık bir süreçte geçirdi. Özellikle kar yağışlı gün sayısı oldukça azdı. İstanbul ve birçok şehirde meteorolojiye gönül vermiş kar sever arkadaşlar 2004, 2006, 2008 ve kısmen 2012 yılında görülen kar yağışlarını büyük özlem içinde bekliyor. Sizce 2014/2015 kışında ihtiyaç duyulan kar hasreti bitecek mi ? Sitemizde meteorolojiye gönül vermiş yazarlar bu kışın sert geçeceği yönünde tahminleri var, bu görüşe katılıyor musunuz ? Özetle 2013 / 2014 kışı sizce nasıl geçecek ?

Image44

1980 yılından beri kar yağışlı günlerin sayısı ve kar örtüsünde belirgin bir azalma var. DSİ artık 1500 metreyi kar sınırı olarak kullanmaya çekiniyor. Şüphesiz önümüzdeki kış aylarında İstanbul’a da kar yağacak ama ne kadar? Aslında yağışlar buluttan kar şeklinde başlar. Yere inerken kar kristalleri eriyip yağmura, sulusepkene ya da donan yağmura dönüşüyor. İstanbul gibi mega kentlerin oluşturduğu şehir ısı adaları şehire düşen kar yağışını kırsal alanlara göre önemli ölçüde azaltıyor.  Kar tahmini yaparken sıcaklık profiline bakılmasını tavsiye ederim. Önümüzdeki kışın nasıl gececeğini bilmiyorum. Henüz bu konuda neler söyleniyor diye bakamadım. Umarım kar yağışlı olur, çünkü su kaynaklarının beslenmesi için yağmur, karın yerini tutamaz…

7-) Coamps, IRI, Jamstec, Ecmwf gibi mevsimlik tahminler hakkında ne düşünüyorsunuz ? Kış tahmini yaparken hangisi ya da hangilerinden yararlanıyorsunuz ?

Image23

Amerikalıların da kabul ettiği gibi, bölgemiz için ECMWF’in tahminleri nispeten daha iyi olduğunu biliyorum. Kış tahmini yapsam bunların tümüne bakar ve ortak oldukları noktalara daha çok dikkat ederdim. Tek tüfekle savaşa gitmezdim!

8 -) 2014/2015 kışında negatif ao ve negatif nao bekleniyor sizin bu konuda düşünceniz nedir ?

NAO’nın haftalık tahminlerinin çok daha güvenilir olduğunu düşünüyorum. Brifinglerde öğrencilerimden de haftalık NOA’yı dikkate almasını istiyorum.

9-) Geçtiğimiz günlerde basında çıkan “Kış aylarında İstanbul’da hava İzmir gibi olacak, İstanbul’un iklimi tipik Akdeniz iklimine dönüşecek.” haberine katılıyor musunuz ?

Image445

Bu tür görüş ve yaklaşımlar genelde doğrudur. Çünkü küresel iklim değişiminde temel kural olarak her yerin iklimi zamanla biraz daha güneyindeki yerlere benzeyecektir. Göl ve denizler için de aynı kural geçerlidir. Bu nedenle genelde Türkiye’nin iklimi Kuzey Afrikaya benzeyerek kuru ve sıcak olacak; tropikal miropikal değil…

 10-) Batı Pasifik’teki tayfunların veya Doğu Pasifik’teki kasırgaların veyahut da Atlantikteki kasırgaların İzlanda alçak basıncı, Azor veya Bermuda yüksek basıncı veya diğer basınç sistemlerinin yapılanmasında kış aylarına sarkabilecek kadar uzun süreli etkileri var mıdır?

“Kasırga”, ülkemizde yıkıma neden olan şiddetli rüzgar fırtınalarına da deniliyor. Tropikal fırtınalar ise ülkemizde düz esen şiddetli rüzgar fırtınalardan çok farklı bir boyut ve yapıda. Bu nedenle ülkemizde kopan “kasırga”lar, tropikal siklonlarla aynı adla anılmamalı. Siklon, Huriken, Tayfun aynı şeye verilen lokal isimledir. Türkçeye uygun olduğu için bütün bunlara ben Tayfun demeyi tercih ediyorum. Hortuma da kasırga diyenler var… Ülkemizde olmayan tropikal fırtınalara ad vermekte zorlanıyoruz. Bu nedenle şuan bir Meteoroloji Sözlüğü hazırlıyorum. Havaforum’dan sözlüğe yardımcı olmak isteyenler olursa sevinirim….

Türkiye için yapılacak olan bir günlük tahminde, tüm Avrupa’daki hava durumu, iki günlük tahminde tüm kuzey yarım küre, üç günlük tahmin için ise tüm dünyadaki havanın durumunu bilinmesi gerekiyor. Yani tropikal fırtınalar ve diğer orta enlem basınç sistemleri atmosferin genel dolaşımında dolaylı ya da dolaysız bir şekilde bir birlerini etkiler. Özellikle tropikal siklonlar jet akımlarının yerini değiştirmesi yüzünden orta enlem basınç sistemleri de yer değiştirebiliyor. Tropikal siklonlar genellikle okyanus suyunun 26 C ve üzerinde olduğu zamanlarda etkili. Diğer bir deyişle sonbaharın sonu ve kışın başına kadar etkili olabiliyorlar…

 

Röportajla ilgili yorum yapmak için forumumuzki ilgili konuyu ziyaret ediniz.

http://www.havaforum.com/konu-prof-dr-mikdat-kadioglu-roportajimiz.html

 

 

 

  

loading...

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Ahmet diyor ki:

    bu sene de bekleriz…

YORUM YAZ